Biraz Nat King Cole biraz Yves Montand, sonunda yine kesin my way …

07 Şubat 2010

Bu akşam biraz uçuğum yine.

Şu yeni tanıdığım müzik dinleme sitesi fizy.com da gezinirken. Beni yine uzaklara götüren şarkılar dinledim.

Biraz Nat King Cole dinledim, the autumn leaves, unforgettable…

Sonra biraz Yves Montand, les feuilles mortes … (şarkının adını kopyaladım, yazmayla yazamıyorum :))

Sonra biraz Frank Sinatra autumn leaves…


Sonunda çoğu zamanki gibi tabii Sinatra ve   My Way :)

Aşağıda inglizce ve en beğendiğim türkçe çevirisin verdiğim şarkı, ben buyum kardeşim demenin garip keyfini yaşatıyor işte bana. Her dinlediğimde her seferinde.

Ben Buyum Günahıyla Sevabıyla ben buyum…

MY WAY

And now the end is near
And so I face the final curtain
My friend I’ll say it clear
I’ll state my case of which I’m certain

I’ve lived a life that’s full
I traveled each and every highway
And more, much more than this
I did it my way

Regrets I’ve had a few
But then again too few to mention
I did what I had to do
And saw it through without exemption

I planned each charted course
Each careful step along the byway
And more, much more than this
I did it my way

Yes there were times I’m sure you knew
When I bit off more than I could chew
But through it all when there was doubt
I ate it up and spit it out, I faced it all
And I stood tall and did it my way

I’ve loved, I’ve laughed and cried
I’ve had my fill, my share of losing
And now as tears subside
I find it all so amusing

To think I did all that
And may I say not in a shy way
Oh no, oh no, not me
I did it my way

For what is a man what has he got
If not himself then he has not
To say the things he truly feels
And not the words of one who kneels
The record shows I took the blows
And did it my way

Yes it was my way

My Way (türkçe Çeviri)

Frank Sinatra

BENİM YOLUM
Hayatı dolu dolu yaşadım
Her yolu baştan sona dolaştım
Ve dahası , çok daha fazlası,
Hepsini keyfimce yaptım!
Pişmanlık mı? var elbette biraz
Ama sözü edilmeyecek kadar az
Hep yapmam gerekeni yaptım
ve hepsine istisna olarak baktım
Evet , oldu bazı zamanlar
Eminim hatırlayacaksınız
Çiğneyebileceğimden fazlasını
Umarsızca ısırmıştım
Ama bütün bunların yanında
Bir an bile şüphe duyduğumda
Hemen yuttum o lokmayı
Ve tükürüverdim dışarı
Yüzleştim tümüyle
Ve hep bastı ayaklarım yere
Hepsini yaptım keyfimce
Sevdim ,güldüm ,ağladım
Kaybetmekten payımı fazlası ile aldım!
Ve şimdi … yatışırken göz yaşlarım,
Hepsini gülümseyerek hatırlarım!
Düşündüm de bütün bu yaptıklarım…
Utanç duymadan anlatılır mı?
Utanç mı?
Hayır , hayır , bu ben değilim!
Ben hepsini keyfimce yapanım
Fatih Pakdamar
Şubat 2010
İstanbul

Yeşil Kunduraya Teşekkür

06 Şubat 2010

Geçen ay eşime Topkapı Yeşil Kunduradan kışlık bir bot aldık.

Eşim giydikten sonra, aşırı şekilde botun arkası ayaklarını vurdu.

- Götürdük müşteri hizmetleri, topuğunu yükseltti, yine vurdu.

- Götürdük müşteri hizmetleri bir numara büyüğünü verelim dedi. Aldılar hemen değiştirdiler. Giyince daha beter vurdu. Hatta bu sefer biraz da giydik.

- Götürdük bir başka marka daha rahat bir ürünle değiştirdiler.

Sanırım bu sefer sorun kalmadı ama. Ben hala eskiden kalma alışkanlıklardan “bu sefer almayacaklar bu ayakkabıyı mahkemelik olacağız bunlarla” diye beklerken. 100 % menmun müşteri anlayışının uygulamasını yeşil kundura da çok beğendim.

Hem bizi daha da kazandılar. Hem de üşenmedim bir de makale yazdım :)

Yeşil kundura ülkemizde modern müşteri hizmetlerini, olması gereken müşteri hizmetlerini uyguladığınız için teşekkürler.

Aksine uygulamalar için Kim Takar Müşteriyi yazı dizime göz atabilirsiniz.

Kale Center Avm. Kim takar müşteriyi ? yazı dizisi 4

01 Şubat 2010

Kim takar müşteriyi ? yazı dizisi -4

Yer İstanbul Türkiye,

Satıcı Kale Center Alışveriş Merkezi Merter,

Müşteri benim,

Bir pazar günü, ailemle birlikte evimize yakın olduğu için sıkça gittiğimiz kale alışveriş merkezindeyiz. Yemek yedik, alışveriş yaptık, küçük oğlumu jetonlu oyuncaklara felan bindirdik, çıkmadan avm meydanındaki kafede birşeyler içiyoruz.

Meydanın ortasındaki piyano açıldı belliki bir sanatçı için hazırlandı. Az sonra orta yaşlı bir piyanist bey güzel klasik melodiler çalmaya başladı. Dünyanın çoğu yerinde, sunulan bu lüks hizmetin yanıbaşımızda olması beni çok sevindirdi. Hem sanatçıya bir merhaba demek için, hem canlı performansı yakında izlemek için bir kaç adım attım ve piyanonun yanındaki koltuğa oturdum.

Az sonra bir güvenlik görevlisi bayan nazik bir tavırla sanatçıya

“Beyefendi misafiriniz mi” diye sordu,

piyansit bir yandan çalarken “hayır değil ama benim için bir sakıncası yok” diye cevap verdi

Güvenlik görevlisi “ama bu koltuğa oturmak yasak” der demez ben konuyu anladım başımla bir selam ve gülümseme ile piyanodan uzaklaştım.

Oysa:

-Kaç kişi o çalan piyanoya yaklaşır dı ki ?

-Veya yaklaşsalar bile bu o sanatçı ve dinleyici için hoş bir davranış olmazmıydı ?

-Bu etkinliğin hitap kesmi kimdi duvarlar için mi canlı müzik yapılıyordu avm içinde  ?

-Bu davanış ve zihniyet hem müşteriye hem sanatçıya kabalık değil miydi ?

İş müşteri için yapılır müşteriye rağmen değil.

Fatih Pakdamar

Ocak 2010 İstanbul

Google Aldatılmaz Anlanır,

09 Ocak 2010

Google aldatılmaz anlanır.

Az önce bir arkadaşım sitesini Google da üst sıralara çıkarabilmek için benden görüş istedi. İyi kötü beş senedir bu işle uğraştığımı biliyor.  “Hediye, doğum günü, anneler günü hediye, babalar günü hediye…”  vb. gibi daha bir çek kelimede de uzunca bir süredir liderliği koruduğumuz için tabii insanlar bildiğimiz bir formül varsa duymak istiyor.

Bende bu konuda bir makale yazayım dostlarımıza tecrübe aktarımı olsun istedim.

Tabii internette hayat nerdeyse “Google da yoksan yoksundur” olunca, her uyanık Türk’ün hatta her uyanık dünyalının aklına gelen ilk şey Google’ı nasıl kandırabileceğini düşünmek oluyor :)  Tamam akıl akıldan üstün ama çalışanlarının çoğu aşırı eğitimli google da oldukça akıllı bir firma bence. İşini çok iyi yapıyor bu sebepten zaten bu kadar populer. Google gerçekten doğru sonuç verdiği için başarılı.

Hal böyle olunca, kandırma, yanıltma hamlelerine tedbirler çabuk alınıyor, ve bertaraf ediliyor.  Ayrıca sizin kandırma hamleniz rakibinizin de aklına geliyor o iki katını yapıyor sonuçta özetle bu gibi arama motoru yanıltıcı hareketler eninde sonunda sizi yukarıda tutmaya yetmiyor.

Peki herhangi bir kelimenin google aramasında yukarıda kalmanın yolu nedir ?

Bu işin yolu gerçekten orayı ( ilk sırayı, ilk sayfayı ) hak etmektir. Gerçekten iyi olmaktır. Yapılacak en iyi şey hedeflediğiniz Google arama sonucu ile alakalı en doyurucu, en estetik, en güncel, bilgi ( içerik ) olmaktır yapılması gereken.

Peki aynı kıvamda iki içerik varsa ne olacak, işte o zaman Google, daha populerini, daha eski siteyi, daha çok tavisye edileni, daha çok sayfa gezileni, daha öne alabiliyor.

O zamana kadar yapılcak şey tekrar ediyorum, yapılan google araması ile ilgili, en doyurucu, en güncel, en populer, en çok sayfası gezilen, en çok tavisye edilen, konuyla ilişkili sitelerle en çok bağı bulunan site olmaya çalışmak yapılacak en akıllı şey.

Son olarak, bir üst paragraftaki özelliklerde sitenizin ne durumda olduğunuzu, sitenizi host eden web master dan, google analytics programından, seo tools, web master tools gibi hizmetler veren web sayfalarından, alexa.com dan ölçebilirsiniz. Rakiplerinizin de çoğu özellikte size göre ne durumda olduğunu ölçebilirisiniz.

Yani google aldatmaya çalışacak hamleler yerine, onu anlamaya çalışacak hamleler yapmak daha kalıcı, daha az risk taşıyan, daha keyifli bir iş olur.

Sizlere kolay olmayan bu süreçte başarılar dilerim.

Lütfen soru sormaktan çekinmeyin.

Bizim başarıp artık keyfini çıkarttığımız bazı örnek kelimeler bunlar.

Google “Hediye” kelimesi araması
Google “Hediyelik” kelimesi araması
Google “Doğum Günü” kelimesi araması
Google “Anneler Günü” kelimesi araması
Google “Sevgililer Günü” kelimesi araması
Google “Sevgililer Günü Hediyesi” kelimesi araması
Google “Babalar Günü Hediyesi” kelimesi araması
Google “Yılbaşı Hediyesi” kelimesi araması  ve bunların onlarca benzerleri…

Anahtar kelimeler :Google da ilk sıra,  sayfa, seo, arama motoru optimizasyonu, google da nasıl üst sıralara çıkarım, google da üst sıralara çıkma.

Sonunda Bir Kampanyam Tuttu

07 Ocak 2010

Sonunda bir kampanyam tuttu.

Beş yıldır E-ticaret firmamı argo tabirle patlatmak için  denemediğim yol okumadığım makale kalmadı.

Önce 100 tl üzeri kargo bedava klasik kampanyası ile başladık işe. Yılbaşında bir kişiye kamera verdik. Yok sevgililer gününde birine cep telefonu verdik. İşte indirim yaptık, ürünlerin yanında hediye verdik. İki yıl sonunda bir gün oturdum düşündüm kuzum Allah aşkına biz bu 100 tl üzeri kargo bedava kampanyasını niye yapıyoruz. Kendime mantıklı bir cevap bulamadım derhal kadırdım.

O gün bu gün bir kampanya başlatmadan önce kendime çok mantıklı bir sebep ararım mutlaka. Önce 1+1=3 yani iki alana bir bedava kampanyasına başladık. Sadece karı kurtaran ürünlerde uyguladığımız bu kampanya bize hacim, kargo ve lojistik avantajı sağladı ve müşteri menuniyeti arttı.

Sonra her hafta bir ürünü pazartesi % 50 salı % 40 çarşamba % 30 …. indirimli sattık, bu da fena olmadı bazı stoklar eridi, müşteri memnuniyeti arttı.

Sonra meşhuuuur doğum günü sayfamız geldi ekrana. Basit bir uygulamasını yabancı bir sitede gördüğüm ve aşırı geliştirdiğim doğum günü takvimi hesaplama aracımızı sanırım 4 milyondan fazla kişi kullandı ve bizim kampanya miladımız oldu.

Son olarak “arkadaşın alışveriş yapsın 50 TL senin olsun “ adlı kampanyamız sevgili sitemiz HediyeDenizi.com‘a keyif vercek derecede katkı sağladı .

İlk defa bir kampanyadan bu kadar verim aldık açıkçası. Öyle bir tuttu ki hem insanlar kazandılar mutlu oldular hem biz büyüdük mutlu olduk.

Bakalım sırada bizi bir adım daha yukarı taşıyacak hangi hamle olacak.

Bildiğim birşey varki bir gün “Hediye Denizi” kelimesi “Hediye” kelimesinden çok aranacak.



Merhaba Pastanesi Merter. Kim takar müşteriyi ? yazı dizisi 3

03 Ocak 2010

Kim takar müşteriyi ?  yazı dizisi - 3

Yer İstanbul Türkiye,

Satıcı Merhaba Pastaneleri Merter,

Müşteri benim,

Çoğu sabah gibi merhaba pastanelerinin merterde açtığı şubeden kahvaltılık birşeyler almak üzereyim. Yiyecek konusunda da oldukça muhafazakarımdır her sabah olduğu gibi çavdar ekmeğine kaymak, bal, ve kaşar peyniri isteyecekken, kapıdan biri girdi ve tezgahın üstüne bir kase dolusu bol sütlü, taze kaymak bıraktı.

Bende heyecanla, “hah taze kaymak da geldi ben ondan isterim” dedim.

Tezgahtar delikanlı ” yalnız onu açamam beyefendi” dedi.

Bende bozulmuş bir şekilde “ben gidince törenle açarsınız” dedim.

İşte tipik bir “müşteriye rağmen” davranışı.

Oysa:

-Sene de kaç müşteri sabah taze gelen kaymağa denk gelir.

-Bunlardan kaçı “bana taze gelen kaymaktan verirmisiniz” der.

-O müşteriye bıçağın ucuyla kaymak verip gerisini içeri kaldırıp normal uygulamana devam etsen firman ne kaybeder.

-Tabii ki beyefendi hemen sizin sandvicinizi onla hazırlayalım desen firman ne kazanır.

İş müşteri için yapılır müşteriye rağmen değil.

Fatih Pakdamar

Ocak 2010 İstanbul

Bir yılı daha geride bıraktık.

02 Ocak 2010

Bu gün 2 ocak 2010 cumartesi.

Ofiste oturmuş hesaplara kitaplara bakıyorum. Bir ara mola vermek için şöyle bir durakladım baktım ki. Bir koca yılı daha geride bırakıvermişiz bile.

Ne kadar da çabuk geride bırakıveriyoruz o kocaman, ümtiler beslediğimiz bir yılı.

Ama hayat böyle işte, molası, durağı, arası, bekle bir dakikası yok.

Gözünü açıyorsun dünyaya bir bakıyorsun son duraktasın :(

İşte bu ümitlerle kurmuştum çoçuğum sayılan HediyeDenizi.com’u. Beş koca yıl geçivermiş bile.  Daha dün gibi hatırlıyorum günde birtanecik alışveriş olsun diye heyecanla beklediğimiz günleri. Hatta bilgisayar başında beklemeyelim diye bir program bile yazmıştık satış olunca “gaannnnnk” diye bir kamyon kornası çalıyordu :)

Şimdi o program çalışsa başımız ağrır. Çünki tek çalışanlı HediyeDenizi artık yılda yirmi bin hediyenin paketlendiği. Alanının lideri kocaman bir firma oldu.

Henüz istediğim herşeyi yapamadım orda. Para kazanmanın ötesinde hedeflerim var. İnsanların keyfile hediye seçtiği, onlara hediye fikirlerinin anında canlı önerildiği, alışverişin her aşamasında keyif aldıkları. Muhteşem görünümlü paketlerin çıktığı ( paketi boş gelse bile insanı sevindirecek şekilde ) bir marka oluşturmak istiyorum bu firmadan.

Hani kahve kuru kahveci mehmet efendi’den, baklava baklavacı güllüoğlu’ndan alınır misali.

Hediye HediyeDenizi’nden alınır dendiği bir marka işte.

Bu hayallerle girdik 2010 yılına. Umarım hepimize bereket ve, sıhhat getirir.

e- de olsa ticaret ticarettir.

29 Aralık 2009
Her ne kadar e-ticaret yapıyor olsak da. Ticaret ticarettir binlerce yıldır yapılır. Kendine göre, yerine göre, konuya göre, gereğinde muhatabına göre kuralları vardır.
Bir anadolu esnafının dükkanından çay içmeden asla çıkılmaz. Bulunduğu ilden geçerseniz mutlaka selam verilir. Düğününe cenazesine mutlaka gidilir, ilgilenilir. İstanbul’da da az anadolu esnafı yoktur !
Tabii e-ticaret batıdan gelen bir kavram olduğu için, bir ayağı orda olan, oralarda okumuş olan, veya internete yakın olan insanların bunu daha önce görmesi ve uygulamaya çalışması doğaldır.
Ama bu uygulamalar bu ülkeye uygulancaksa mutlaka yorumlanmalıdır.
Ek olarak, bu modellerin başarılı olabilmesi için ticareti bilen birisi tarafından yönetilmesi gerekir. Bu firmalar yaşamak için kar etmelidirler.
Toparlarsak Türkiye’de yeni yeni gelişen e-ticaret veya internete dayalı iş modelleri. Halkımızıdan yatırımcımızdan yaşam tarzımıdan biraz kopuk gelişmeye çalışıyor. Bu yatırımcıdan destek bulup, bu halka satış yapacaksak. Bu iş modellerinin biraz daha ihtiyaca yönelik çalışmalar olmasına dikkat etmek lazım. Bu halk işine gelen şeyi çok hızlı benimser bunu cep telefonu örneğinde gördük.
Bana göre önce bu halkın internetten bir işini kolaylaştırmak lazım (mail,iletişim,bilgi ihtiyacı karşılama,bankacılık), böylece hayatına interneti eklemek, sonra ondan alışveriş yapmasını beklemek, daha sonra alışveriş yaparken kıyaslama yapmasını beklemek lazım.
Bir diğer konu da. Belki yukarıdaki bu sebeplerden belki kendi ihmallerinden biraz da klasik sektör öncüleri ve yatırımcılar da e-ticarete soğuk bakıyorlar. Görünüşe göre bu ihmal onlara Amazon.com-Barnesandnoble benzeri hikayeler yaşatacak. Bu da onların sorunu tabii.
Sonuç olarak yeni bir sektör olsada yapmaya çalıştığımız iş, bir ürün veya hizmeti satmak nihayetinde. Bu da yazımın başında söylediğim gibi, bu topraklarda binlerce yıldır yapılıyor,  e-ticaretin şu an popüler olduğu ülkelerin çoğunun keşif bile edilmediği zamanlardan beri.

Krizde paran yoksa, alışveriş yapan birini bul 50 TL. kazan.

28 Eylül 2009

HediyeDenizi.com arkadaşı alışveriş yapan herkese 50 TL. Hediye Puan veriyor.

Şartlar çok esnek. Arkadaşınız istediği kadar harcama yapıyor. Siz anında 50 TL. eşdeğeri 500.000 Hediye Puan kazanıyorsunuz. İstediğiniz zaman www.HediyeDenizi.com da harcıyorsunuz.

Küçük yazılar ve cin fikirli kampanya taktikleri yok.

Krizden sonra azalan büyüme hızımızı artırmak için çeşitli formüller ararken. Yine en iyi kaynağın bizi tanıyan üye ve müşterilerimiz olduğuna karar verdik.

Bu sayede zaten uzun süredir kullandığımız tavsiye et puan kazan kampanyamızı biraz daha geliştirerek Ekim ayı için iddialı bir kampanya düzenledik.

Keyifli alışverişler.

DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler.

23 Eylül 2009

Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB.20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır.   Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır.   Şu anda Malad’da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center’da Nükleer ilaç departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır.  Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır.Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyletemas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır. H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.   Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesinive ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.

1.      Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)

2.     “Hands-off-the-face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı.          Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.

3.     Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız).                  H1N1 ‘in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp   enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır.          Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır.                Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.

4.     Yukarıdaki 3. Önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz.                  *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz.                 Bu yolla burnunuzda bulunak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.

5.     Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz.                  Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.

6.     Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz.

* Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru.

Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler.

H1 N1 virüsü mide’de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetını devam ettiremez.  Herkesin faydalanabilmesi için bu bilgiyi lütfen e-mail listenizde bulunan herkese iletiniz. Sağlıklı günler dileğiyle.

Dr.Vinay Goyal