Archive for the ‘adam olmak’ Category

İstanbul’da Tarihi Siluet Korunsun…

Pazartesi, Ekim 24th, 2011

İstanbul’un bilmem kaç yüzyıldır gözlere görünen bu güzel siluetin içine…  ek bir bina yapılıyor….

Bu benim içimi üzüyor. Akşam yatıyorum aklıma geliyor. Sabah uyanıyorum aklıma geliyor.

“Bu gözden kaçmış.” açıklaması da beni tatmin etmiyor. Gözden kaçtıysa satın alıp parasını verip yıkalım ben varım.

http://www.google.com.tr/search?q=tarihi+siluet+korusun

Açıkçası çok sevdiğim başarılı bulduğum hükümet bu süliete kıyarsa bende çok acayip bir güven kaybı olacak…

Bu resimlere de torunlarımızdan bahsederiz bir acı hatıra olarak.

Dominos Pizza Yazık Ettin Kendine. Haftada 3 sms reklam ile karizmayı çizdin.

Pazartesi, Ağustos 8th, 2011

Dominos telefonumu reklam mesajları ile taciz ediyor.

Dominos cep telefonumu reklam mesajları ile sürekli taciz ediyor bunu da defalarca aramama rağmen çözmüyor.

Sevdiğim bir firma idi ama bu hareketi ile karizmayı kökten çizdi.

Demekki Amerikan markasının türk yorumu anca böyle oluyor muş…

Mail spamini engellemek neyse mümkün istersen almıyorsun. Ama cepte böyle bir seçenek de yok.

4443322 dominos müşteri hizmetleri hattı.

Amerika’da ve Türkiye’de Domino’s Pizza

Şirket Profili

1960 yılında Amerika’nın Michigan eyaletinde Thomas Monaghan tarafından kurulan Domino’s Pizza kısa sürede çevresinde tanınır hale gelmeye başlamıştır. 2009 yılında ise 65 ülkede 8.750 noktada hizmet veren “Dünya’nın En Büyük Evlere Servis Pizza Zinciri” olmanın gururunu taşımaktadır.

1996 yılının Ekim ayında ise Türkiye’de ilk şubesini İstanbul’un Ulus semtinde açan Domino’s Pizza Türkiye’deki pizza severlerin beğenisine sunuldu. Önce İstanbul’da yaygınlaşan firmamız, yoğun franchisee talepleri ile Ankara, İzmir, Antalya, Dalaman, Bursa, Çorlu, Adapazarı ve İzmit’te de hizmet vermeye başlayarak, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en yaygın evlere servis pizza zinciri konumundadır. Domino’s Pizza; Türkiye’de evlere servis sektörünün hızla büyümesine göz ardı edilemez bir katkıda bulunmuştur.

Pizza Restaurantları A.Ş.’ye bağlı olarak çalışan Genel Müdürlüğümüz, 94 kişilik deneyimli kadrosu ile Türkiye’de bulunan tüm Domino’s Pizza şubelerine maksimum seviyede destek ve pozitif enerji vermektedir. Başarıya giden yolun takım çalışmasından geçtiğine inanan merkez ofisimiz, bünyesinde bulunan tüm departmanlarıyla ortak çalışma yaparak bilgi ve deneyimlerini hem birbirlerine hem de dükkânlarımızda bulunan 1550 kişiden oluşan diğer takım üyelerine aktarırlar.

sorumlu şube ( sorunlu şube )

dominos zeytinburnu

Prof. Muammer Aksoy Cad. 48.Sok. No: 2/2

zeytinburnu / istanbul

212 415 4747

+905348897349 numaralı telefondan geliyor mesajlar…

ZEYTİNBURNU

  • (0212) 415 47 47
  • GÖKALP MH. PROF. MUAMMER AKSOY CD. 48.SK. NO:2 / 2 (no:75 / A) ZEYTİNBURNU -İST.

Gerçekleştirdiğim iş görüşmeleri tecrübelerim. Cv hataları tesbitlerim.

Salı, Temmuz 26th, 2011

İş başvurularında tespit ettiğim temel hatalar.

Özgeçmiş ( cv ) yazımında tespit ettiğim genel hatalar.

Dinamik bir firma olan HediyeDenizi.com için sık sık iş görüşmesi yapıyorum. Bu iş görüşmelerinin büyük kısmı başvuru aşamasında elemeye uğruyor. Başka bir deyişle çok az bir kısmı başvuru esnasında öne çıkıyor. Bu makalede size bunlardan bahsetmek istiyorum.

Başvuru paragrafı ( ön yazı )

Başvurulara ek bir parağraf eklemek, ve bu parağrafın başvurulan işe ve firmaya özgün olması başvuruyu oldukça öne getiriyor. Aşağıdaki paragraf buna güzel gerçek bir örnek.

……

…..

Bu gibi olayı anladığını, nereye ne için başvurduğunun bildiğini gösteren başvuruları tecrübelerim ışığında  öncelikli ve hızlı değerlendiriyorum. Bu noktada şunu yazmalıyım. Benim için en kıymetli başvuru.

-ne yaptığını bildiğini gösterebilen

-hangi şirkete başvurduğunu bilen

-nereye ne işe başvurduğunu bilen

-posizyonu firmayı incelemiş

-yapacağı iş hakkında bilgi sahibi olan

-tecrübe ve ilgisiyle başvurduğu posizyonu kıyaslamış olan

-aslında kişisel hedefinde netleşmeler belirmiş olan

iş başvuruları daha başarılı ve benim için daha verimli oluyor.

Özgeçmiş  (cv)

İkinci olarak ele aldığım konu bir özgeçmiş (cv) hazırlanıp hazırlanmadığı ve bize düzgün olarak ulaştırılıp ulaştırılmadığı.

Bu konuyu çok uzatmayacağım ama önem verdiğim maddeler şunlar. İyi bir özgeçmiş ( cv ) nasıl olmalı.

-kesinlikle tek sayfa olmalı

-işverenin ilgisi muhtemel konular daha yukarıda olmalı

-bir bakışta göz sayfayı gruplayabilmeli (adres, eğitim, kşisel bilgiler, teccrübeler, ek donanımlar gibi bir bakışta ayırdedilebilmeli)

-adres ikamet ettiğin işe gelip gideceğiniz adres olmalı

-bilgiler (eğitim , tecrübe ) sondan eskiye doğru sıralanmalı

-sayfa yazıların en büyük en okunacağı şekilde düzenli kullanılmalı

-cümleler kısa ve net olmalı istenen bilgiyi en az kelimeyle ifade edebilmeli (askerlik: yapıldı, muaf gibi)

-iletişim bilgisi mutlaka eksiksiz ve alternatifli olmalı

Randevü Alma Aşaması

Randevü alma aşaması kısa tutulmalı. Nasıl randevü alacağı hakkında bir soru yeter. Bu konuda bir ön hazırlık yapılmalı.

-sitenizi inceledim iletişim bilgilerinizi gördüm

-yerinizi biliyorum randevüyü kiminle takip etmemi istersiniz

soruları hazrılıklı olduğunuzu gösterir. Kesinlikle hangi dolmuş geliyor oraya nasıl gelirim. Gibi sorular sorulmamalı. Eğer mümkünse gerekli detay takip sekretaya ile yapılmalı.

Randevü Anı. İş görüşmesi Esnasında.

Eğer bir randevü aldıysanız ve iş görüşmesine geldiyseniz. Artık bu sizin maharetinizle direkt ilgili bir andır. Yapabileceğiniz hazırlıklar şunlardır.

-öncelikle esnek bir zamanda gelin, kimse sizi bekletmek istemez, ama programlar aksayabilir, sakın işim var ne zaman görüşeceğiz demeyin mutlaka aksamaları içine alcak bir zaman dilimi ayırın bu işe

-mümkünse cep telfonunuzu kapatın veya titreşime alın

-aşırı sıcak ve soğukta biraz önce gelin metabolizmanız normale dönsün, soğuktan donmuş vaya nefes nefese kalmış olmayın

-özgeçmişiniz bir veya iki nüshası elinizde hazır olsun, farklı kıdemdeki kişilerle görüşmeniz gerekebilir

-rahat ve normal giyinin

-beklerken firmayı gözleyin, konumu, kıdemi,amiri memuru kestirmeye çalışın

-nazik ve dikkatli olun

Görüşme esnasında, bütün bu yaptığınız hazırlıklar sayesinde rahat olacaksınızdır. Başvurduğunuz işi, görüşme yapan kişiyi, başvurduğunuz pozisyonu biliyorsunuzdur.

Bundan sonra yapcağınız tek şey sakin bir şekilde dinlemek, ve akılcı sorularla sohbete katılmak, ve tecrübe veya ( bakınız ve  yazmadım) ilginizin posizyona, firmaya, kuruma ne katacağını, görüşme yapan kişiye aktarmak bu kanalla onu sizi seçmeye ikna etmeye çalışmaktır.

Yukarıda özetlediğim maddeler çoğunlukla geçerli genel maddelerdir. Şahsıma veya HediyeDenizi.com bazında bazı önem verdiğim konular ise şunlardır.

-ilk baktığım madde yakın ikamettir, verim için çok önemli olduğunu düşünüyorum

-sonra yaş, medeni durum, askerlik

-ondan sonra varsa iş tecrübesi, yoksa eğitim, veya ilgi alanı

Bir işi yapmışlık hayattaki en iyi referanstır. İlk deneyiminiz ise sizin işe  yatkın ve hevesli olduğunuzu gösterecek meraklar, ilgiler, ve ipuçları öne çıkar.

Ondan sonra eğer görüşme uzarsa konu, detaylar, maaş, gibi derinleşir ki bu da başardığınızı gösterir.

Eğer ilk işiniz ise birşeyler örğrenebileceğiniz, referans edinebileceğiniz, bir yerde maaş ikinci planda olarak bir başlangıç yapmanız tavsiye edilir.

Bu konuda hoşuma giden  bir sözü ve videoyu buraya ekleyeceğim.

“Hep çırak kalacak değiliz ya”

http://www.facebook.com/video/video.php?v=109255112487328

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/43954/

bu video internette “ben okuyacak adam değilim” adıyla yaygın ama ben olsam bardağın dolu tarafına bakar bu videoyu “hep çırak kalacak değiliz” ya diye yayınlardım….

Burası önemli gelen gençler az donanımlı çook havalı oluyor :) . Yetenekleriniz olabilir ama eğer ilk işiniz ise emin olun bu dünyadan büyük bir ihtimalle çok çok uzaktasınızdır. İlk adımınız mütevazı olsun, sonra siz sizi test etmiş olur ona göre konuşursunuz zaten ileriki iş başvurularınızda…

Unutmayın,

“Çıraklığını yapmadığınız işin ustası (patronu) olamazsınız.”

Hepinize sadece iş hayatında değil tüm hayatınızda başarı ve mutluluk diliyorum.

Son söz, en önemli söz.

En kıymetli fırsat insanın sevdiği işi yapmasıdır…

fatih pakdamar

hediyedenizi.com
kurucu

www.fatihpakdamar.com
www.facebook.com/pakdamar
bilgi@hediyedenizi.com

Media Market (markt) Kullanılmış Ürünü ( ÖNCE ) almayı reddetti…

Salı, Mayıs 24th, 2011

Merter Meydan, Media Market (markt)  kullanılmış Arzum Blenderi önce almayı reddetti…

Aramızda geçen diyaloğu yazmadan edemeyeceğim.

Geçen hafta eşime Arzum blender aldım. Daha önceki yıllarda uzunca süre annem Tefal eşim de Philips kullanmıştı. Her ikisindende gayet memnunduk. Bu sefer arzumun fiyat/özellikler oranı oldukça iyi göründüğü için bir şans vermek istedim. İlle pahalı olan iyidir yaklaşımında olmak istemiyorum bazen çabalayan markalara şans veriyorum ama her zaman tutmuyor ne yapayım :) . Aksi durumda hep pahalı olan iyidir yaparsak masrafa yetişilmiyor.

Neyse eve geldik kullandık, beğenmedik, bütün markalar 500 wat arzum 700 wat yazdığı halde öğütmesi iyi değil, çalışınca kendi ekseni etrafında fazla dönüyor, düğmeside zor basılıyor.

3-4 gün sonra aldım elime arzum blenderi gittim media markete, tarihi diyalog orada yaşandı.

Ben: Ürünü beğenmedik değiştirmek istiyoruz.

Media Markt Yetkili: Ama kullanmışınız.

Ben:Kullanmadan blenderi nasıl deneyebilirdim.

Media Markt Yetkili:Bu ürünü alamam, yıkanmamış, üstü çizik.

Ben:Yıkarız, üstü çizik değil.

Media Markt Yetkili:Kullanılmış ürünü alamayız, faturanın arkasında yazıyor.

Ben:Hanımefendi ben haklarımı biliyorum sizi bilmiyorsanız lütfen beni bir bilenle görüştürün.

Media Markt Yetkili:O haklar Almanya da geçerli. Ben bu servisin müdürüyüm biliyorum.

Ben:Hanımefendi, son kararınız buysa buradan çıkacağım, sizle tartışmayacağım. Doğruca kaymakamlıktaki tüketici hakları mahkemesine gideceğim. Siz sonra bu ürünü alacaksınız, bana da yazılı özür dileyeceksiniz.

Media Markt Yetkili:Buyrun beyefendi, içeriden istediğiniz diğer blenderi alın, gerekli değişimi yapalım.

Hemen gittim içeriden diğer başka bir blender aldım. Reklam olmasın diye diğer markanın adını buradan yazmayacağım.

Peki ben bu makaleyi niye yazdım ?

Ben bu makaleyi daha hakları sağlam bir ülke olalım diye yazdım. İsteğimi ilk seferde kabul etmediği, ben ısrarcı olunca kabul ettiği için yazdım.

Yani “YERSE” anlayışını sevmiyorum. İade almayacaksan alma. Açık sözlü ol. Müşteri politikanı açıkça ilan et. Çifte standart uygulamaya çalışma.  Türkü’n Alman kadar kafası yokmu… UYANIK.

Sen kalkacan benim memleketime dükkan açacan, haklarım deyince de onlar Almanya da geçerli diyecen. UYANIK.

İlgilisi incelemek isterse olay saat 18:00 sularında 24/05/2011 de merter meydan media markette geçti, müşteri temsilcisi uzun saçlı,uzun boylu, kumral bayan.

Tarihteki en akılsız firma ?

Cuma, Ocak 28th, 2011

Tarihteki  en akılsız, en ahmak  firma …

Müşterisi bir konuda kendisine yazılı veya sözlü uyarı verdiği halde o uyarıyı dinlemeyen firmadır…

Bir sorun yaşayan müşteri niye vakit ayırıp firmaya dönsünki, “allah belasını versin deyip çekip gidebilirdi, ya da lanet olsun bir daha alırsam diyebilirdi…

Oysa müşteri geri döndüyse bu demektirki,

” bak ey firma ben senden alışveriş yaptım, bazı aksamalar olmasına rağmen ben konseptin genelinden memnunum, eğer bunları düzeltirsen senden alışveriş yapmaya devam edebilrim…”

Firma şunu demelidir

-öncelikle vakti ayırıp bizi uyardığınız için size çok teşekür ederiz

-her ne sebeple olursa olsun yaşadığınız aksaklıktan dolayı özür dileriz

-sizin alışveriş keyfinizi önemsiyoruz

-size bunun telafisi için şu gibi ( hediye puan, indirim, yazılı özür, ) şıklıklar yapabilmek isteriz kabul ederseniz eğer

-sorunun tekrar etmemesi için mutlaka tedbir alacağız

-tekrar özür diler, tekarar teşekkür ederiz…

Aksi halde o firma batar.

Bu kadar basit,

batar.

Hele hizmet firmasıysa batmıştır bile zaten…

Öylesine aklıma geldi vurgulamak istedim…
-

Ya aşığı Ya muhtacı olacaksın …

Cumartesi, Ekim 9th, 2010

Bir işte başarılı olabilmek için, ya o işin aşığı ya muhtacı olacaksın.

Sanırım arapça bir deyimden geliyor.  Ticaretin gerçek erbabı birinden duydum. Hoş ondan bütün tecürbelerimin toplamı kadar daha tecrübe öğrenmişimdir ya aklıma geldikçe yazarım diğerlerini de.

İş hayatında beni etkileyen en önemli bir kaç söz arasındadır. Bu sebeple sık kullanırım. Aslında söz okudukça, söyledikçe, gözledikçe, kafamda daha da anlam buluyor.

Bir insanın yaptığı işe ihtiyacı olmadan ya da hayatı o iş olacak kadar sevmeden başarılı olma şansı çok fazla değil.

Çok  sayıda zengin insan olmadığına göre dünyada zaten muhtac olmadan çalışan sayısı çok fazla olmadığı için ona fazla deyinmeyeceğim. Ama etrafta oldukça varlıklı insanların çoçuklarını herşeye doyurarak büyüttüklerini ve bu çoçukların yaşları ilerlediği halde hayatta başarı sağlayamadığını gördükçe aslında bu maddeye de değinebilirim bir ara.

İşini severek yapmaya gelince, bir çok örneğin içinde en baskını.  Fen fakültesinden hocam olan Sayın Prof. Dr. Şehsuvar Zebitay‘a aittir. Kendisi istanbul üniversitesi fen fakultesi fizik bolumu profesörlerinden babacan bir zattır en kısa anlatımıyla. Ders anlatırken ki bu dersler toerik fizik dersleridir, bir satır denklem bazen  bir kaç tahtaya sığar. Ama Şehsuvar Hoca tahtanın bir orasına bir burasına zıplar, hatta bazen ağızından köpükler bile çıkar. Onun o kendinden geçmiş bu halini hayranlıkla izlediğim çok zaman olmuştur.

Kendisine bir sorduğumda “Çok seviyorum, her anlattığımda heyecanlanıyorum.” demişti. Düşünsenize teorik fizik anlatıyorsunuz, zaten yüz yıldır aynı, ve siz onu belki yüz kere anlatmışınız ama yine de heyecanlanıyor ve zevk alıyorsunuz.  O iş başka şekilde yapılmaz zaten.

Bir insan bir iş yaparken başka biri onu izlemekten keyif alıyorsa, bence o insan başarılıdır.

Bir başka deyişle bir işi herkes yapar belki ama, bazı sanatkar ustalar, işinin erbabı olanları izlemek,  şiir gibi müzik gibi etkiler insanı.

Benim burdan kendime öğüdüm.

İşinizi sevin, ya da seveceğiniz bir işi yapın… Bu özgürlüğe sahipsiniz, yeter ki isteyin…

Üç yanlış bir doğruyu götürür …

Pazartesi, Ağustos 23rd, 2010

Bu konuyla alakalı daha önce birkaç makalede yazdım. Yinede önemine binaen ara ara tekrarlamak ihtiyacı duyuyorum.

Genelde okuldan yeni mezun çalışanların iş hayatında başına gelen olaylardan biri bu dur. Yaptıkları yanlışların yaptıkları doğrulardan bazılarını götüreceğini sanırlar.

Oysa iş hayatı çok acımasızdır, acımasız olmasa ayakta kalamaz. Bu sebeple iş hayatında bazen bir yanlış bütün doğrularınızı alır götürür.

Kariyerinize yeni başlamışsanız bir yanlış size çok zarar vermeyebilir, giden doğrularınız görece az olabilir. Oysa bu önemli kavramı unutup ilerleyen yıllarda bir hata yaparsanız bir bakıverirsiniz onlarca yıllık emeğiniz birden uçuvermiş.

Bu sebepledir ki kariyer basamaklarında tırmanan herkesin ara ara hatırlaması gereken cümle bu dur.

İş hayatında bazen bir yanlış bütüüün doğruları götürür.

İş hayatında bazen bir yanlış bütüüün doğruları götürür.

İş hayatında bazen bir yanlış bütüüün doğruları götürür.

Adam olacak çoçuğun masasında bir ajandası oluyor.

Cuma, Temmuz 9th, 2010

Adam olacak adam diyeyim aslında artık hepinizin yaşı reşit.

Zamanla yanımdaki çalışanlar artıyor ve yaşlanıyor. Benim de yaş ve tecrübelerim günden güne artıyor.

Bakınca şöyle bir geriye bir hayli çalışanım var ama bir haylisi de ayrılmış…

Durup bir değerlendirdiğimde gördüm ki,

adam olacak adamın bir kere

-masasında bir ajandası oluyor…
-giyimine ve kişisel bakımına özen gösteriyor
-sosyal ilişklerine özen gösteriyor ( iş arkadaşları içinde özellikle )
-işini seviyor işine konsantre oluyor
-maaştan önce işi düşünüyor
-işine erken gelip geç gidiyor

Doğruluk dürüstlük artık bunlar zaten iş hayatında meziyetten sayılmıyor,  bunlarsız yola bile çıkılmıyor.

Bu saydığım maddeler yoksa çalışanda eninde sonunda bakmışım ayrılmış.

Eğer masanda ajandan olsun diye bir kaç kere uyardığın halde

masasında bir  defter ya da ajanda bulunudurmuyorsa ki bu

ne iş yapacağını not almasını engelliyor,
plan yapmasını engelliyor,
hergün yemek söyleyeceği büfenin telefonunu  bile sağa sol soruyor veya kargo firmasının,
dün neyi yapıp yapmadığını analiz edemiyor,
yarın neyi yapıp yapmayacağı hakkında zaten fikri yok,
masasını bile sanki deprem olmuş gibi öylece bırakıp çıkıyor zaten,

bir zaman sonra tabii konsantrasyonu azalıyor, yöneticileri ve patronun da ona ilgisi azalıyor,

maaşıda artmıyor,

öğrendikleri de artmıyor,

sorumlulukları da artmıyor,

bir sonraki aşama da zaten işe  geç gelmeye başlıyor, msn facebook ilgisi başka bir konsantrasyonu olmadığı için artıyor

işte burdan sonra arkadaş yolcu…

Ne oldu bir firmada yükselmek yerine duraklama ve geri gidiş.

Olan geçen yıl veya yıllara oldu.

Hem kendi açısından hem iş yeri açısından hem ülke açısından…

Dikkat etmek lazım hayata,  hayat çok hızlı kayıyor ayaklarımızın altından.

Acele reklamcı, sosyal medyacı, ürün yöneticisi aranıyor… HediyeDenizi.com

Salı, Temmuz 6th, 2010

hd

Merhaba,

klasik bir başlık oldu ama, özetle aradığımız bu. Hızla büyüyen HediyeDenizi.com büyümesine katkı sağlayacak takım arkadaşları arıyor.

Daha çok eksikliğini hissettiğimiz birimler,

Sosyal medya reklamcılığı,

Google reklamcılığı,

Müşteri hizmetleri,

Ürün yönetimi,

Kategori yönetimi, alanlarıdır.

Heyecanlı olmak ve İstanbul Merter semtine yakın ikamet etmek yeter şart…

Tecrübe iş görür ama istekli olmak da yeter.

Bu keyifli işe sizi bekliyoruz.

bilgi (ett) hediyedenizi.com

Yetiştirilmek üzere gençler arıyoruz.

Pazartesi, Mayıs 24th, 2010

Yetiştirilmek üzere gençler arıyoruz.

Hızla büyüyen HediyeDenizi.com firmamız için. Yetiştirilmek üzere gençler arıyoruz. Bu arayışımız sürekli olduğu için bu konuda bir makale yazmak istedim.

Genelde ihtiyacımız olan alanlar

lazer makinesi operatörü
fotoğrafçı
ürün editörü
müşteri hizmetleri temsilcisi
corel draw kullanıcısı
grafik meraklısı gençler
sosyal medya meraklısı gençler
ürün geliştirme meraklısı bayanlar

Avrupa yakası mertere yakın ikamet oldukça verim artırıyor, bunun dışında bir kriter aramıyoruz, biz gerekli eğitimi vereceğiz, yeterki, gözde bir heyecan ve azim olsun.

Hayat bir tecrübe…

Fatih Pakdamar

fatihpakdamar@hediyedenizi.com

mail ya da form

insan kaynakları