Archive for the ‘esnaf olmak’ Category

İş yerinde boş zaman olmaz

Çarşamba, Nisan 1st, 2009

“Her çalışan veya bir konuyla uğraşan herkes, o işi veya hizmeti bir üst konuma taşıyamıyorsa, bir üretkenlik katamıyorsa, bir başka deyişle şu hayata kendi yetenekleri ve şahsiyeti ile bir imza atamıyorsa,  bence makinedir.”

Okullarda çok şey öğreniyoruz ama bazı etik kavramlar maalesef okullarda öğretilmiyor. Oysa hala usta çırak ilişkisi ile veya dededen toruna babadan oğula geçen ve öğrenilmesi gereken kavramlar var.

Bunlardan biri de bu yazının başlığıdır. “İş yerinde boş zaman olmaz”.  Eskiden çok eskiden bu işverenin hakkı, veya milli kaynak israfı olarak bile görülürdü. Ama günümüzde bu kavramlar nerdeyse kayboluyor.

Belli bir emek veya üretkenlik karşısında, çalıştığın iş yerinde teamül olarak boş bir zamanın olmaması lazımdır.  Amelelik istisna.  Çünkü o meslek, iş verilirse çalışır karşılığını alır, iş olmazsa oturur yeni bir iş bekler.

Budun dışında her ne iş yapıyorsanız yapın, usta, kalfa, ya da çıraksanız

-tertemiz ve düzenli olmanız,

-tezgahınızın tertemiz ve düzenli olması,

-işinizin gereklerini çok iyi bilmeniz,

-heyecanlı ve hevesli olmanız,

-yaptığınız işi geliştirmeniz,

-keyifle ve layıkıyla yapmanız,

-maddi ve manevi olarak bir üst basamağa taşımanız,

-arkanızdan aferim, eline sağlık, veya helal olsun dedirtmeniz,

beklenir.

Şu hep arayıp durduğunuz başarı, terfiler, ve ilerleme bunlardan sonra zaten sizi otomatik olarak bulur.

Aslında farklı bir pencereden bakarsanız bu ülke sorunudur bile. İnsanlar işini kendi içlerinde üretken olarak yapmazlarsa bir üst basamağa taşıyamazlarsa ülkeler de yapamaz. İşte bu yüzdendir ki hep yeni icatlar fikirler, Amerika’da bulunur, Avrupa’da  İtalya’da  Almanya’da  bulunur.

Vaktiyle yurt dışında bizzat şahit olduğum bazı küçük örneklerle ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım. Örneğin amerikada çoğu oto yıkamada personelin elinde farklı boylarda küçük fırçalar, farklı bezler, ve farklı deterjanlar olurdu. O yıllarda bizde bütün araba iç dış, tekerinden direksiyonuna kadar bir bezle ve tek deterjanla yıkanır ve asla fırça kullanılmazdı. Oysa biraz düşünen herkes, küçüçük ve düşük maliyetli bir fırçanın oto yıkama işine, müşteri memnuniyetine neler katabileceğini akıl edebilir. Çünki otomobilin farklı şekillerde yüzeyleri ve farklı dokuda parçaları var. Ve bunların hepsine el uzanmaz.

Veya bir kuru temizlemeci, bakarsınız kütüphanede lekeler, ve kumaşlar üzerine okumalar yapıyor, veya denemeler yapıyor. İşini daha verimli, daha keyifli, daha kaliteli ve hatasız yapabilmek için.

Veya bir teknisyen elindeki bilgisayarlı oyma makinesinin yeteneklerini keşfedip farklı malzemelerde oymalar yapabiliyor. Oysa biz adamların yaptığı makineyi bile fonkisyonları ile tam kullanamıyoruz. Geçenlerde bir arkadaşım anadoluda küçük bir ilde bir müşterisinin 6000 euro ya asker künyesi yazmak için bilgisayar destekli bir makine aldığını söyledi. Oysa o makine ahşap, metal, cam, plastikler dahil nerdeyse sınırsız şekil ve uygulamalarda ürün üzerine yazı yazabiliyor. O kullanıcının bunlarda haberi bile yok… Çünkü dünyadan haberi yok.

Özetlersem bütün bunlar, insanların önem vermediği bazı kavramların yozlaşması ile bir ülkenin, üretkenliğinin, dürüstülüğünün, azalmasına, dışa bağımlılığının, tembelliğinin, vasatlığının, taklitçiliğinin artmasına sebep oluyor.

Her çalışan veya bir konuyla uğraşan herkes, o işi veya hizmeti bir üst konuma taşıyamıyorsa, bir üretkenlik katamıyorsa, bir başka deyişle şu hayata kendi yetenekleri ve şahsiyeti ile bir imza atamıyorsa,  bence makinedir.

Ben bir makine değilim, hayatı yaşamak isteyen bir bireyim, yaşamımın şu dakikasına kadar da hiç boş vaktim olmadı gün ve geceler bana yetmiyor ve bundan da acayip keyif alıyorum. Şu gün ölsem aklım arkada kalmaz.

Fatih Pakdamar

HediyeDenizi.com
Kaptan-ı derya

fatihpakdamar@hediyedenizi.com


Endoskopi ve Google semineri

Çarşamba, Ekim 29th, 2008

Geçen çarşamba sabah 07:00 da endoskopi oldum. Bu 3. olduğu için epey tecrübe kazanmışım. Bu seferki alet de biraz konforlu idi, vesselam çok yıpranmadan 10:30 gibi vapurla karşıdan döndüm (hikmeti var) mesaiye başladım.

Yine Allah’a şükür ileri derecede gastrit çıktı :) her seferinde bu sefer ülser olduk valla diye gittiğim için,  ileri gastrit beni sevindiriyor. Sebebi stresmiş üzerinizden ırak. Birde sıkı rakı içmem lazımmış bu hale gelmesi için. Bu demek ki benimki stresten kesin :) Vapurun hikmeti de burdan, doktor biraz keyif almaya çalış hayattan diye nasihat etti. Bende para verip geçtiğim karşı yakadan para verip vapurla döndüm, bir de kıyak boğaz çayı içtim.

Buaraya kadar okuduysanız  Google‘la ne alakası var bunun diyebilirsiniz. Başlık biraz  SEO ama yine de hepten alakasız değil. Aynı gün Ritz-Carlton otelde Google’ın baya şaşaalı bir semineri vardı. Şöyle boğaza nazır bir lüksü bir müddet yaşayıp, güzel güzel bilgiler öğrendik. Övünmek gibi olmasın anlattıklarının epeyini biliyordum ama yinede öğrenmenin sınırı yok.

Birçok sıcak ilişkinin yanı sıra, çıkarken aldığımız kallavi kumanya çantasını sallaya sallaya işimize döndük. Sonuçta ne oldu, zaten sevdiğimiz hayranı olduğumuz Google firmasına karşı daha pembe, daha pozitif düşünceler besleyerek hayatımıza devam ediyoruz.

Her gün kullanıp gıcık olduğum DigiTürk servisi ve firması ile kıyaslandığında hoş bir hamle. Tebrikler Google, bizi tanıdığın ve tanımaya çalıştığın için, işini iyi yapmaya çalıştığın için, ve yaptığın için.

İyi ki varsın.

Madem likidite krizi var bizde takas yapalım.

Pazartesi, Ekim 13th, 2008

Bu günlerde eskilerin deyimi ile işler kesat. Modern deyimle likidite krizi var.

Yapacak şey ticaretin ilk yıllarına dönmektir. Takas yapmak becayiş yapmak.

Ben beni arayan firmalara şimdilerde bunu teklif ediyorum. Geçen hafta banner reklam karşılığı CNR’daki hediyelik eşya fuarından 12 metrekare stand aldık. Aralığın son haftası katılacağız.

Para dönmüyorsa elimizdeki imkanları sonuna kadar kullanıp bu çarkı çevireceğiz başka çare yok. Başa gelen çekilir.

Biz www.HediyeDenizi.com olarak şu anda günde 15 bin kişi tekil ziyaretçi ile 100 binden fazla sayfa görüntülenmesine sahibiz. Bknz. alexa.com

Mütevazi bir bloğumuz var. 3 bin üyeye yaklaşan bir facebook grubumuz var.

Bunların tanıtımı karşılığında sizin sitenizin ya da bloğunuzun,

-bütün sayfalarımızın altından 100×80 boyutunda banner tanıtımını yapabiliriz,
-daha kısıtlı sürelerde 468×60 sayfa üstlerinden tanıtımını yapabiliriz,
-facebook grubumuza sizi duyurabiliriz,
-düzenli mailinglerimizde tanıtımınızı yapabiliriz,
-üyelerinize veya arkadaşlarınıza alışverişlerinde indirim yapabiliriz,
-üye ve arkadaşlarınıza hediye puan tanımlayabiliriz,
-hediye puan ekstrelerimizin maillerinde duyuru yapabiliriz,

özetle birbirimizin kitlesine sitelerimizi tanıtmak için elden gelen ne varsa yaparız.

Bu gibi imkanları küçümsememek lazım, sonuçta ulaşmak istediğimiz kitleler bunlar.

Örneğin kısa sürede facebook grubumuz sayesinde facebook sitemize ikinci en çok ziyaretçi gönderen site konumuna yükseldi. Oldukça etkili trafik alıyoruz ve de insanlar memnun.

Lütfen konuyla ilgilenenler benimle bağlantıya geçsin.

fatih pakdamar

kaptan-ı derya
bilgi@hediyedenizi.com
212 554 7696 dahili 19
facebook
friend feed
blog

esnaf olmak müşteriyi memnun etmek

Salı, Eylül 16th, 2008

Müşteriler kendilerine hep misafir gibi davranılmasını beklerler.

-temiz, rahat, cazip, sıcak, ortam beklerler.

-güler yüzlü birisi tarafından karşılanmayı beklerler.

-profosyonel görünümlü ve üstü başı düzgün birisiyle konuşmak isterler.

-hemen ilgi beklerler.

-kendileriyle güçlü göz temasında bulunmanızı beklerler.

-düzgün biçimde telaffuz edilen ve doğru vurguyla söylenen bir şekilde, kendilerine adlarıyla hitap edilmesini beklerler.

-sadece sözle garanti değil sözcüklerin ötesinde eylem beklerler.

-iş hakkında tam bilgiye sahip insanlar trafından hizmet görmek isterler.

-mahremiyet beklerler.

-kedilerinin kaba, sert ve şikayetçi oldukları durumlarda bile sizin ilgili, dikkatli ve ılımlı bir ruh halinde olmanızı beklerler.

-süpriz beklerler. keyif veren sürprizler !

Bunları Capital dergisinde müşteriyi mutlu etme sanatı diye bir kitabın özetinden aldım. Başarının bir reçetesi olması ne güzel şey değil mi ?

Sizce de bu reçete başarı getirmez mi ?

iyi işler olsun.

ilk milyon dolarım

Çarşamba, Temmuz 16th, 2008



Emekliliğime sakladığım porojelereden biridir “İLK MİLYON DOLARIM”.

Basitçe anlatırsam, emekli olunca bir kitap yazıyorum ilk milyon dolarımı nasıl kazandığımı şöyle bir hayat hikayemle de harmanlayarak anlatıyorum. Deli gibi satıyor 1 milyon dolar da kitaptan kazanıyorum.

Niyetimiz niyet :)

Şimdi bu projenin iki şekilde hayata geçirilme şansı var

1- Bu kitabı yazmak için gerçekten ilk bir milyon doları kazanmam lazım.

2-Aslında ortada bir milyon dolar yokken hayat hikayemi yazıp, kitabın satışından bir milyon doları kazanmam lazım.

Tabii bu durumda kitabın son sayfasına, “Sayın okurlar işte bütün olanlar oldu, ben çok çalışmama rağmen istediğim paraya ulaşamadım, ama kısmetse sizler bu kitabı aldığınız için ulaşacağım.” yazılabilir. (sanki Secret başka bir taktik mi)

Bir ara 2 numaralı versiyonu düşünmedim değil ama Türkiye’deki kitap okuma oranı!! ve kitap fiyatları beni 1. maddeye yöneltti. Durum böyle olunca da işin bir orjinalliği kalmadı ben de artık birçoğu gibi ticaret yaparak para kazanmaya uğraşıyorum.

Yine de fikrin orjinalliğine saygımdan dolayı buna bir makale yazmak gerekir diye düşündüm.

:)

Müşteriler Neden Ve Ne Zaman Satın Alırlar?

Perşembe, Temmuz 3rd, 2008

…Satış görevlisi ve diğer şirket çalışanları, satış süreci boyunca müşteriye iyi davranırlarsa, müşteride satın alma isteği uyanır…


HediyeDenizi.com satışlarını etkileyen faktörleri araştırıken ilginç bir makaleye rastladım. Biraz da eklemeler yaparak bu yazıyı oluşturdum. Satış herşeydir, diye düşünenlere çok faydalı olacağından eminim.


Müşteriler Neden Ve Ne Zaman Satın Alırlar?


İnsanların satın alma kararlarını etkileyen 2 faktör vardır. Kaybetme korkusu ve kazanma isteği. Müşteriyi satın almaya iten, büyük ihtimalle o ürünü ve hizmeti kullanamamaktan veya o ürüne veya hizmete sahip olamamaktan doğan memnuniyetsizlik hissidir. Çünkü satın alma kararının arkasında yatan temel itici güç, müşteri lehine “iyileşme” ve “gelişme”dir.

>>İyileşme ve gelişme adına ürüne ve hizmete ihtiyacı varsa,

>>Ürün ve hizmetin yararlarının müşteriye ne sağlayacağı onlara gösterilirse,

>>Müşteriler, ürünün ve hizmetin kendilerine sağlayacağı yararları ile ödedikleri para arasında olumlu yönde bir bağ kurarlarsa,

>>Satış görevlisi ve diğer şirket çalışanları, satış süreci boyunca müşteriye iyi davranırlarsa, müşteride satın alma isteği uyanır.



Satış temsilcisi, müşteride satın alma çekim gücü oluştururken ve motivasyon yaratırken, insanların karar vermelerini etkileyen yukarıdaki 2 unsuru hesaba katmalıdır. Satın almaya geçmeden önce müşterinin zihninde “şimdi”nin ve “gelecek”in resimleri vardır. Şimdiki durumda sahip olmamaktan kaynaklanan yoksunluğun verdiği huzursuzluk ve kaybetme korkusu ne kadar yoğunsa, müşterinin sahip olamamaktan kaynaklanan huzursuzluktan kurtulma dürtüsü de o kadar güçlü olur.

Müşteriler şimdiki durumdan gelecekteki duruma, doğru satın alma davranışında “çekim gücü” oluştuğunda geçerler. Bu sebeple, çekim ne kadar güçlü olursa, müşterinin satın alma olasılığı da o kadar yüksek olur. Satış süreci müşterinin zihninde hem şimdinin resmini hem de geleceğin resmini çizmeyi öngörür. Çünkü; müşteriler yoksunluktan uzaklaşarak tatmine yaklaşmak isterler. Bir şeyden yoksun kalmak, ona sahip olamamak ve onu alamamak muazzam derecede stres yaratır ve insana acı verir. Kişi, bu acıdan kurtulmak ve bir şeyden yoksun olma duygusunu yaşamamak için alışveriş yapar, yani satın alır.

Kaynak: İlhan Ürkmez’in “Yaratıcı Kaynak” isimli kitabından alınmıştır.
http://www.kobifinans.com.tr/tr/bilgi_merkezi/021401/15948 den alınmıştır.

Buna ek olarak benim söyleyeceklerim,




işte bu sebeptendir ki,

“abi al bu lcd yi, pijamalarını giy rahat rahat kurul koltuğuna” denir
“yada al bu arabay,ı servisi unut, başın ağrımasın” denir
“artık eve kendi arabanla git, kimseyle uğraşma” denir
“yardımcı olmamı istermisiniz ” denir
“bizim görevimiz size yardım etmek” denir
“tabii ki sizin kararınız, ama genelde bunu alanlar çok memnun” denir

onun için bir ürün ve hizmeti satarken bu ürün niye alınır alanı ne tür sıkıntılardan ne tür rahatıklara kavuşturur diye çok ciddi düşünmek ve bunu lisanı halle potansiyel alıcıya aktarmak gerekir.

“çoçuğu sevincekse”
“annesi onunla gurur duyacaksa”
“sevgilisi onu daha çok sevdiğini bilecekse”
“hediye almayınca arkadaşı üzülecekse”

bunu her fırsatta yazmak ve ona iletmek lazım değil mi ?

bunları yaptığınız her iş için çok iyi düşünelim

hiçbir şey yapamıyorsanız yurakarıda 4. madde de yazdığı gibi müşteriye iyi davranmak lazımmış.

Hepinize iyi satışlar.

Akıllı patron çalışanını kaybetmemek için her şeyi yapar.

Perşembe, Haziran 12th, 2008
Bu ikinci oldu elemanlarım beni bir konuda eleştirdi, demokrat bir adam olmaya çalışıyorum eleştirmek okey ama bu eleştiriyi haksız bulduğum için birşeyler yazmak lazım geldi.

Söz konusu eleştiri benim HediyeDenizi.com u

“çalışan çalışsın çalışmayan gitsin, şartlar bu…”
veya
“kimse vazgeçilemez değildir…”
veya
“sen olmasan birini bulurum nasıl olsa…” anlayışı ile yönettiğimdi.

bunlara kesinlikle katılmıyorum

Geçen ay işten çıkardığımız 3 arkadaşınızda artık defalarca uyarıdan sonra bile düzelemeyen kronik devamsızlık ve işe gelmeme hastalığına yakalanmıştı. Onları motive etmek için elimizden geleni yaptık ödüllendirdik, cezalandırdık, tedavi için ne gerekiyorsa yaptık hem de aylarca yaptık ama artık yapacak birşey maalesef kalmamıştı .

Bu konuda en genel olarak görüşlerime gelince ataların bir sözü vardır “bir adama güvenip iş kurulmaz” diye. Ölüm var kalım var haklılar ama asıl olan kurumsal devamlılıktır.

ama yine de bütün bunlara rağmen hiçbir patron, ya da en azından çoğu patron zırt pırt çalışan değiştircek kadar

akılsız değildir.

Bir firma için en olumsuz şey zırt pırt çalışan değiştirmektir, tıpkı bir çalışan için de en olumsuz şeyin zırt pırt işyeri değiştirmek olduğu gibi.

Çünkü her eleman ayrı bir risktir,
işe alması vakittir paradır risktir,
diğer çalışanlarla uyuşması risktir,
hırlıdır hırsızdır, huyludur huysuzdur risktir,
ayrılması risktir,
şirket mahremiyetlerinin çiğnenmesi risktir,
yaşadığın duygusal anlar ( işten çıkarma anı gibi) sağlık açısından risktir,
tedarikçiler gözünde sık sık çalışan değişmesi risktir,
her geleni eğitmek firma kültürünü anlatmak paradır vakit kaybıdır risktir,
her gelen kafasına göre sistemi değiştirir risktir,
eski çalışanın iyi ilişkileri kayboluverir yenisi aynı ilişkileri kuramayabilir risktir,
çok kıymetli vakitler kaybolur risktir,

bu konudaki çoğu adım risktir, risktir, risktir,

Asıl olan devamlılıktır, işte, evlilikte, dostlukta, hayatta, herşeyde.

AKILLI ve PARA KAZANMAYI İSTEYEN HER PATRON

ÇALIŞANI KAYBETMEMEK İÇİN HER ŞEYİ YAPAR

AMA YAPABİLECEKLERİ İMKANLARI DOĞRULTUSUNDADIR.

Beni eleştiren sayın çalışanlarım hadi samimiyetime inanmadınız (ya da ben size hissettiremedim) anlarım ama
hiç değilse zekama saygı duyun :)

Demek isitiyorum ki iş gören bir çalışanı kaybetmek aptallıktır, akılsızlıktır, beceriksizliktir… …

Sizi seviyorum, işimi seviyorum, onu ayakta tutmak için herşeyi yaparım.

Kariyerinizi iyi planlayın, çok özeleştiri yapın.

Siz de işinizi sevin, onun için uğraşın, çabalayın, kendinizi geliştirin, ve çok çalışın.

Türkiye’nin En Verimli Firması Biziz

Perşembe, Mayıs 29th, 2008

Çünkü en gönülden benim ekibim çalışıyor.

Bu makaleyi dışarıdan ordu gibi görünen bir avuç savaşçıma yazıyorum. Eski yeni hala aklında HediyeDenizi.com‘un heyecanı olan bütün savaşçılarıma.

Neden bir savaş bu diye soracak olabilir okuyucularımız.

Çünki onlar duvarlarımızdaki bu yazıya bakarak çalıştılar hep,

E-ticarete başladık arkadaşlar.
Balta girmemiş bir ormana giriyoruz.
Önümüze gelecek tüm dalları kesip yolu biz açacağız.

Ne tedarikçiler birşey biliyor olacak bu konuda, ne de müşterilerimiz.
Yani elimizi attığımız herşey SORUN olacak.


Ama bu yolu açacağız.

Ve bu işte sadece bir tek patron vardır, o da müşteridir.
Ve o, sadece parasını başka yere harcayarak, şirketteki herkesi kovabilir.

İnternet sektörü ülkemizde oldukça zor yol katetti. Geleceğinin parlak olduğu hemde çok parlak olduğunda herkes hemfikirdi ama, gelişmesi bütün firmalar açısından oldukça sancılı oldu. Sektör her yıl katakat büyümesine rağmen bir çok firma yeşeremedi bile.

İşte bu ortamda HediyeDenizi.com ekibi alanındaki en iyi arama motoru posiyonunu yakaladı. Müşterilerin hepsini memnun etti.
Hızlı teslim için elinden gelen özveriyi gösterdi.
Üyelerinin mutlu alışveriş deneyimini önemsedi.
Bir paketin aynı gün çıkması günün en önemli işi oldu.
Uzun zaman az maliyetle çok iş yaptı.

Yukarıdaki bu sebeplerden benim firmam yani ekibim Türkiye’nin en verimli en yürekli ekibidir.

Hepsini tebrik ediyorum. İyiki varsınız.

Kaptan-ı Derya