Dayım benim, Lutfi Şirikçi.

Ekim 27th, 2010

Fotoğrafta gördüğünüz jön benim dayımdır.

Fotoğrafını görünce bir makale yazmak içimden geldi.

Kendisi sadece bu fotoğrafta değil hayatın genelinde şık bir insandır.

Giyinmeyi, gezmeyi, yaşamayı, İstanbulu, seven gustosu oldukça yüksek bir beyefendidir.

Allah hayırlı uzun ömür versin sevgili dayıcığıma…

.

.

Fotoğraf  karesi : Lutfi Şirikçi, Kapalı Çarşı Kılıççılar Sokak, Umut Gold, İstanbul.

Ya aşığı Ya muhtacı olacaksın …

Ekim 9th, 2010

Bir işte başarılı olabilmek için, ya o işin aşığı ya muhtacı olacaksın.

Sanırım arapça bir deyimden geliyor.  Ticaretin gerçek erbabı birinden duydum. Hoş ondan bütün tecürbelerimin toplamı kadar daha tecrübe öğrenmişimdir ya aklıma geldikçe yazarım diğerlerini de.

İş hayatında beni etkileyen en önemli bir kaç söz arasındadır. Bu sebeple sık kullanırım. Aslında söz okudukça, söyledikçe, gözledikçe, kafamda daha da anlam buluyor.

Bir insanın yaptığı işe ihtiyacı olmadan ya da hayatı o iş olacak kadar sevmeden başarılı olma şansı çok fazla değil.

Çok  sayıda zengin insan olmadığına göre dünyada zaten muhtac olmadan çalışan sayısı çok fazla olmadığı için ona fazla deyinmeyeceğim. Ama etrafta oldukça varlıklı insanların çoçuklarını herşeye doyurarak büyüttüklerini ve bu çoçukların yaşları ilerlediği halde hayatta başarı sağlayamadığını gördükçe aslında bu maddeye de değinebilirim bir ara.

İşini severek yapmaya gelince, bir çok örneğin içinde en baskını.  Fen fakültesinden hocam olan Sayın Prof. Dr. Şehsuvar Zebitay‘a aittir. Kendisi istanbul üniversitesi fen fakultesi fizik bolumu profesörlerinden babacan bir zattır en kısa anlatımıyla. Ders anlatırken ki bu dersler toerik fizik dersleridir, bir satır denklem bazen  bir kaç tahtaya sığar. Ama Şehsuvar Hoca tahtanın bir orasına bir burasına zıplar, hatta bazen ağızından köpükler bile çıkar. Onun o kendinden geçmiş bu halini hayranlıkla izlediğim çok zaman olmuştur.

Kendisine bir sorduğumda “Çok seviyorum, her anlattığımda heyecanlanıyorum.” demişti. Düşünsenize teorik fizik anlatıyorsunuz, zaten yüz yıldır aynı, ve siz onu belki yüz kere anlatmışınız ama yine de heyecanlanıyor ve zevk alıyorsunuz.  O iş başka şekilde yapılmaz zaten.

Bir insan bir iş yaparken başka biri onu izlemekten keyif alıyorsa, bence o insan başarılıdır.

Bir başka deyişle bir işi herkes yapar belki ama, bazı sanatkar ustalar, işinin erbabı olanları izlemek,  şiir gibi müzik gibi etkiler insanı.

Benim burdan kendime öğüdüm.

İşinizi sevin, ya da seveceğiniz bir işi yapın… Bu özgürlüğe sahipsiniz, yeter ki isteyin…

İtfaiyeye teşekkür.

Eylül 27th, 2010

Geçenlerde ailemle yolumuz nişantaşına düştü, çok düşmez ama bir vesile gitmişiz.

Aracımızı sanatçılar parkı önüne parketmişiz. Tam otomobile bindik ki karşıda itfaiye gördüm.

Dört yaşında bir oğlum var çok meraklı, hep itfaiye arabası ister, siren ister.

Akşam oldu olacak bir vakitti hanıma dedim bir uğrayalım, oğlumuz bir görsün itfaiyeyi.

Ne derlerki ? dedi hanım.

Girdim kapıdan. Oğlum içeriyi gezebilir mi dedim.

Ne demek beyefendi dediler. Yenge de gelsin, hemen arabayı şuraya çekin dediler.

İki çay ikram ettiler. Biz hanımla çayları içerken oğlumuzu aldılar.  (Fatih ya da mehmet bey di görevlinin adı tam aklımda kalmadı kusura bakmasın. ) Oğluma bir güzel yangın hakkında bilgi verdiler. Evde başına gelirse evin en uzak yerine gitmesini tembih ettiler. Bütün araçlara bindirdiler. İtfaiyeci kaskı taktılar, anons yaptırdılar, siren ve ışık bile yaktılar.Gündüz gelse itfaiye elbisesi bile giydiririz dediler.

Bir an kendimi Amerika’da zannettim ne yalan söyleyeyim. Şaşırdım.

Oğlum mehmet fatih çok mutlu bir şekilde eve döndü.

Bu anlayışı kim sağladıysa o itfaiye merkezinde ona teşekkürlerimi bir borç bilirim.

İlgilenen itfaiye erine teşekkür ederim.

İlk defa verdiğim verginin boşa gitmediğini hissettim, gözlerim doldu…

Adı Bread’s ama ekmek yok :)

Eylül 27th, 2010

Adı Bread’s ama ekmek yok :)

Semtimize geçen ay Bread’s diye bir cafe açıldı…

Bir kaç kere başka semtlerde de gördüm modern bir anlayışla kurulmuşa benziyordu denemek istedim.

Ekmek üzerine, unlu mamuller üzerine bir konsept düşünülmüş ama aslında çok geniş bir mönüye sahip.

Geçenlerde bir uğradım bir adet çavdar ekmeği aldım. Biraz pahalı ama lezzetli olduğu için ara ara uğrarım diye düşündüm :)

Bir zaman sonra bir daha uğradım çavdar varmı diye, yoktu yedi tahıllı ekmek aldım.

Bir daha uğradım birakaç gün sonra, çavdar ya da yedi tahıllı varmı diye ikiside yoktu.

Bir daha uğradım ekmek varmı diye, hiç kalmadı dediler.

İçeride toplantı yapan kırmızı tişörtlü altı yedi kişiye ve bir beyaz gömlekli yöneticiye dedim ki,

sizin dükkanın adı ne ?

dediler Bread’s… ( ekmekler )…

hımmm, hımmm….

Bu makaleyi şunu için yadım, Bread’s ten önce ekmeksiz kalmadığımız gibi şimdi de kalmayız bir formül buluruz biz mahallemizde de.

Bazen yurdum insanları, şekle o kadar dalıyorlarki jan janlı bir yer yapacağız diye özü kaçırıyorlar. Onca harcanan paraya yazık, batarlar giderler.

Oysa öyle salaş esnaf loknataları vardır ki, çatal bile bulamazsınız ama kuyruk sokağın sonundadır ve yıllarca ayaktadırlar.

Neymiş ?

İşinin özüne iyi sahip çıkacaksın… Unutmayacaksın…

ZEYTİNBURNU
E-mail
:
zeytinburnu@breads.com.tr
Adres
:
Topkapı Merkez Efendi Mah. Mevlana Caddesi Kiptaş Merkezevleri B-1 Blok No:94-A/C Zeytinburnu

Üç yanlış bir doğruyu götürür …

Ağustos 23rd, 2010

Bu konuyla alakalı daha önce birkaç makalede yazdım. Yinede önemine binaen ara ara tekrarlamak ihtiyacı duyuyorum.

Genelde okuldan yeni mezun çalışanların iş hayatında başına gelen olaylardan biri bu dur. Yaptıkları yanlışların yaptıkları doğrulardan bazılarını götüreceğini sanırlar.

Oysa iş hayatı çok acımasızdır, acımasız olmasa ayakta kalamaz. Bu sebeple iş hayatında bazen bir yanlış bütün doğrularınızı alır götürür.

Kariyerinize yeni başlamışsanız bir yanlış size çok zarar vermeyebilir, giden doğrularınız görece az olabilir. Oysa bu önemli kavramı unutup ilerleyen yıllarda bir hata yaparsanız bir bakıverirsiniz onlarca yıllık emeğiniz birden uçuvermiş.

Bu sebepledir ki kariyer basamaklarında tırmanan herkesin ara ara hatırlaması gereken cümle bu dur.

İş hayatında bazen bir yanlış bütüüün doğruları götürür.

İş hayatında bazen bir yanlış bütüüün doğruları götürür.

İş hayatında bazen bir yanlış bütüüün doğruları götürür.

Bunu da gördüm ya gözüm açık gitmem …

Temmuz 23rd, 2010

HediyeDenizi tüm sitelerin %90 ından hızlı jet gibi bir site diyor ekteki fotoda…

Kaç yıldır. Bu anı bekliyordum. Alexa bizi hep dünyadaki sitelerin % 65 inden yavaş ilan ediyordu.

Sonunda serverı Londra’ya taşıyınca Alexa bizi dünyadaki sitelerin % 90 ından hızlı ilan etmek zorunda kaldı.

http://www.alexa.com/siteinfo/hediyedenizi.com

Adam olacak çoçuğun masasında bir ajandası oluyor.

Temmuz 9th, 2010

Adam olacak adam diyeyim aslında artık hepinizin yaşı reşit.

Zamanla yanımdaki çalışanlar artıyor ve yaşlanıyor. Benim de yaş ve tecrübelerim günden güne artıyor.

Bakınca şöyle bir geriye bir hayli çalışanım var ama bir haylisi de ayrılmış…

Durup bir değerlendirdiğimde gördüm ki,

adam olacak adamın bir kere

-masasında bir ajandası oluyor…
-giyimine ve kişisel bakımına özen gösteriyor
-sosyal ilişklerine özen gösteriyor ( iş arkadaşları içinde özellikle )
-işini seviyor işine konsantre oluyor
-maaştan önce işi düşünüyor
-işine erken gelip geç gidiyor

Doğruluk dürüstlük artık bunlar zaten iş hayatında meziyetten sayılmıyor,  bunlarsız yola bile çıkılmıyor.

Bu saydığım maddeler yoksa çalışanda eninde sonunda bakmışım ayrılmış.

Eğer masanda ajandan olsun diye bir kaç kere uyardığın halde

masasında bir  defter ya da ajanda bulunudurmuyorsa ki bu

ne iş yapacağını not almasını engelliyor,
plan yapmasını engelliyor,
hergün yemek söyleyeceği büfenin telefonunu  bile sağa sol soruyor veya kargo firmasının,
dün neyi yapıp yapmadığını analiz edemiyor,
yarın neyi yapıp yapmayacağı hakkında zaten fikri yok,
masasını bile sanki deprem olmuş gibi öylece bırakıp çıkıyor zaten,

bir zaman sonra tabii konsantrasyonu azalıyor, yöneticileri ve patronun da ona ilgisi azalıyor,

maaşıda artmıyor,

öğrendikleri de artmıyor,

sorumlulukları da artmıyor,

bir sonraki aşama da zaten işe  geç gelmeye başlıyor, msn facebook ilgisi başka bir konsantrasyonu olmadığı için artıyor

işte burdan sonra arkadaş yolcu…

Ne oldu bir firmada yükselmek yerine duraklama ve geri gidiş.

Olan geçen yıl veya yıllara oldu.

Hem kendi açısından hem iş yeri açısından hem ülke açısından…

Dikkat etmek lazım hayata,  hayat çok hızlı kayıyor ayaklarımızın altından.

Acele reklamcı, sosyal medyacı, ürün yöneticisi aranıyor… HediyeDenizi.com

Temmuz 6th, 2010

hd

Merhaba,

klasik bir başlık oldu ama, özetle aradığımız bu. Hızla büyüyen HediyeDenizi.com büyümesine katkı sağlayacak takım arkadaşları arıyor.

Daha çok eksikliğini hissettiğimiz birimler,

Sosyal medya reklamcılığı,

Google reklamcılığı,

Müşteri hizmetleri,

Ürün yönetimi,

Kategori yönetimi, alanlarıdır.

Heyecanlı olmak ve İstanbul Merter semtine yakın ikamet etmek yeter şart…

Tecrübe iş görür ama istekli olmak da yeter.

Bu keyifli işe sizi bekliyoruz.

bilgi (ett) hediyedenizi.com

1. Babalar Günü mailingimiz. 20-Haziran-2010

Haziran 5th, 2010







www.HediyeDenizi.com

Hediyedenizi İnternet Hizm. Tic. Ltd. Şti. tescilli markasıdır.

0212 539 7610 Merter – İstanbul

Bu maili almak istemiyorsanız lütfen tıklayın…

Yetiştirilmek üzere gençler arıyoruz.

Mayıs 24th, 2010

Yetiştirilmek üzere gençler arıyoruz.

Hızla büyüyen HediyeDenizi.com firmamız için. Yetiştirilmek üzere gençler arıyoruz. Bu arayışımız sürekli olduğu için bu konuda bir makale yazmak istedim.

Genelde ihtiyacımız olan alanlar

lazer makinesi operatörü
fotoğrafçı
ürün editörü
müşteri hizmetleri temsilcisi
corel draw kullanıcısı
grafik meraklısı gençler
sosyal medya meraklısı gençler
ürün geliştirme meraklısı bayanlar

Avrupa yakası mertere yakın ikamet oldukça verim artırıyor, bunun dışında bir kriter aramıyoruz, biz gerekli eğitimi vereceğiz, yeterki, gözde bir heyecan ve azim olsun.

Hayat bir tecrübe…

Fatih Pakdamar

fatihpakdamar@hediyedenizi.com

mail ya da form

insan kaynakları