Bir işte başarılı olabilmek için, ya o işin aşığı ya muhtacı olacaksın.
Sanırım arapça bir deyimden geliyor. Ticaretin gerçek erbabı birinden duydum. Hoş ondan bütün tecürbelerimin toplamı kadar daha tecrübe öğrenmişimdir ya aklıma geldikçe yazarım diğerlerini de.
İş hayatında beni etkileyen en önemli bir kaç söz arasındadır. Bu sebeple sık kullanırım. Aslında söz okudukça, söyledikçe, gözledikçe, kafamda daha da anlam buluyor.
Bir insanın yaptığı işe ihtiyacı olmadan ya da hayatı o iş olacak kadar sevmeden başarılı olma şansı çok fazla değil.
Çok sayıda zengin insan olmadığına göre dünyada zaten muhtac olmadan çalışan sayısı çok fazla olmadığı için ona fazla deyinmeyeceğim. Ama etrafta oldukça varlıklı insanların çoçuklarını herşeye doyurarak büyüttüklerini ve bu çoçukların yaşları ilerlediği halde hayatta başarı sağlayamadığını gördükçe aslında bu maddeye de değinebilirim bir ara.
İşini severek yapmaya gelince, bir çok örneğin içinde en baskını. Fen fakültesinden hocam olan Sayın Prof. Dr. Şehsuvar Zebitay‘a aittir. Kendisi istanbul üniversitesi fen fakultesi fizik bolumu profesörlerinden babacan bir zattır en kısa anlatımıyla. Ders anlatırken ki bu dersler toerik fizik dersleridir, bir satır denklem bazen bir kaç tahtaya sığar. Ama Şehsuvar Hoca tahtanın bir orasına bir burasına zıplar, hatta bazen ağızından köpükler bile çıkar. Onun o kendinden geçmiş bu halini hayranlıkla izlediğim çok zaman olmuştur.
Kendisine bir sorduğumda “Çok seviyorum, her anlattığımda heyecanlanıyorum.” demişti. Düşünsenize teorik fizik anlatıyorsunuz, zaten yüz yıldır aynı, ve siz onu belki yüz kere anlatmışınız ama yine de heyecanlanıyor ve zevk alıyorsunuz. O iş başka şekilde yapılmaz zaten.
Bir insan bir iş yaparken başka biri onu izlemekten keyif alıyorsa, bence o insan başarılıdır.
Bir başka deyişle bir işi herkes yapar belki ama, bazı sanatkar ustalar, işinin erbabı olanları izlemek, şiir gibi müzik gibi etkiler insanı.
Benim burdan kendime öğüdüm.
İşinizi sevin, ya da seveceğiniz bir işi yapın… Bu özgürlüğe sahipsiniz, yeter ki isteyin…


