Posts Tagged ‘iş’

Ya aşığı Ya muhtacı olacaksın …

Cumartesi, Ekim 9th, 2010

Bir işte başarılı olabilmek için, ya o işin aşığı ya muhtacı olacaksın.

Sanırım arapça bir deyimden geliyor.  Ticaretin gerçek erbabı birinden duydum. Hoş ondan bütün tecürbelerimin toplamı kadar daha tecrübe öğrenmişimdir ya aklıma geldikçe yazarım diğerlerini de.

İş hayatında beni etkileyen en önemli bir kaç söz arasındadır. Bu sebeple sık kullanırım. Aslında söz okudukça, söyledikçe, gözledikçe, kafamda daha da anlam buluyor.

Bir insanın yaptığı işe ihtiyacı olmadan ya da hayatı o iş olacak kadar sevmeden başarılı olma şansı çok fazla değil.

Çok  sayıda zengin insan olmadığına göre dünyada zaten muhtac olmadan çalışan sayısı çok fazla olmadığı için ona fazla deyinmeyeceğim. Ama etrafta oldukça varlıklı insanların çoçuklarını herşeye doyurarak büyüttüklerini ve bu çoçukların yaşları ilerlediği halde hayatta başarı sağlayamadığını gördükçe aslında bu maddeye de değinebilirim bir ara.

İşini severek yapmaya gelince, bir çok örneğin içinde en baskını.  Fen fakültesinden hocam olan Sayın Prof. Dr. Şehsuvar Zebitay‘a aittir. Kendisi istanbul üniversitesi fen fakultesi fizik bolumu profesörlerinden babacan bir zattır en kısa anlatımıyla. Ders anlatırken ki bu dersler toerik fizik dersleridir, bir satır denklem bazen  bir kaç tahtaya sığar. Ama Şehsuvar Hoca tahtanın bir orasına bir burasına zıplar, hatta bazen ağızından köpükler bile çıkar. Onun o kendinden geçmiş bu halini hayranlıkla izlediğim çok zaman olmuştur.

Kendisine bir sorduğumda “Çok seviyorum, her anlattığımda heyecanlanıyorum.” demişti. Düşünsenize teorik fizik anlatıyorsunuz, zaten yüz yıldır aynı, ve siz onu belki yüz kere anlatmışınız ama yine de heyecanlanıyor ve zevk alıyorsunuz.  O iş başka şekilde yapılmaz zaten.

Bir insan bir iş yaparken başka biri onu izlemekten keyif alıyorsa, bence o insan başarılıdır.

Bir başka deyişle bir işi herkes yapar belki ama, bazı sanatkar ustalar, işinin erbabı olanları izlemek,  şiir gibi müzik gibi etkiler insanı.

Benim burdan kendime öğüdüm.

İşinizi sevin, ya da seveceğiniz bir işi yapın… Bu özgürlüğe sahipsiniz, yeter ki isteyin…

Adam olacak çoçuğun masasında bir ajandası oluyor.

Cuma, Temmuz 9th, 2010

Adam olacak adam diyeyim aslında artık hepinizin yaşı reşit.

Zamanla yanımdaki çalışanlar artıyor ve yaşlanıyor. Benim de yaş ve tecrübelerim günden güne artıyor.

Bakınca şöyle bir geriye bir hayli çalışanım var ama bir haylisi de ayrılmış…

Durup bir değerlendirdiğimde gördüm ki,

adam olacak adamın bir kere

-masasında bir ajandası oluyor…
-giyimine ve kişisel bakımına özen gösteriyor
-sosyal ilişklerine özen gösteriyor ( iş arkadaşları içinde özellikle )
-işini seviyor işine konsantre oluyor
-maaştan önce işi düşünüyor
-işine erken gelip geç gidiyor

Doğruluk dürüstlük artık bunlar zaten iş hayatında meziyetten sayılmıyor,  bunlarsız yola bile çıkılmıyor.

Bu saydığım maddeler yoksa çalışanda eninde sonunda bakmışım ayrılmış.

Eğer masanda ajandan olsun diye bir kaç kere uyardığın halde

masasında bir  defter ya da ajanda bulunudurmuyorsa ki bu

ne iş yapacağını not almasını engelliyor,
plan yapmasını engelliyor,
hergün yemek söyleyeceği büfenin telefonunu  bile sağa sol soruyor veya kargo firmasının,
dün neyi yapıp yapmadığını analiz edemiyor,
yarın neyi yapıp yapmayacağı hakkında zaten fikri yok,
masasını bile sanki deprem olmuş gibi öylece bırakıp çıkıyor zaten,

bir zaman sonra tabii konsantrasyonu azalıyor, yöneticileri ve patronun da ona ilgisi azalıyor,

maaşıda artmıyor,

öğrendikleri de artmıyor,

sorumlulukları da artmıyor,

bir sonraki aşama da zaten işe  geç gelmeye başlıyor, msn facebook ilgisi başka bir konsantrasyonu olmadığı için artıyor

işte burdan sonra arkadaş yolcu…

Ne oldu bir firmada yükselmek yerine duraklama ve geri gidiş.

Olan geçen yıl veya yıllara oldu.

Hem kendi açısından hem iş yeri açısından hem ülke açısından…

Dikkat etmek lazım hayata,  hayat çok hızlı kayıyor ayaklarımızın altından.